Burak ARTUNER
Pek çok ünlü ismin oturduğu İstanbul’un eski ama lüks semti Nişantaşı’nda dün eski binalarda oturan tüm semt sakinlerini korkutan bir olay yaşandı.
Normalde pek çok yerde şiddetli bir yağmurla bu tarz çökmeler yaşanabilirken, yer Nişantaşı olunca bakış açışı da biraz değişiyor elbette…
Şişli Nişantaşı Mahallesi Halaskargazi Caddesi Kuyumcu İrfan Sokak’ta 6 katlı binanın 3. katında saat 17.00 sıralarında daha önce yıkılan bir binanın bitişiğinde bulunan başka bir binanın duvarında henüz belirlenemeyen bir nedenle çökme meydana geldi. Çöken duvarın parçaları, yan tarafta bulunan boş arsaya düştü.
Gürültüyü duyan mahalle sakinleri, deprem oluyor korkusu yaşadı ve itfaiye ve belediye ekiplerine ihbarda bulundu.
Olay yerine gelen zabıta ekipleri bina çevresinde inceleme yaparak, olayla ilgili tutanak tuttu.
APARTMANDA YAŞAYANLAR VARDI, DAİREDE KİMSE YOKTU
Duvarı çöken dairenin 97 yaşındaki bir kadına ait olduğu ve içeride kimsenin bulunmadığı öğrenildi.
Binada yaşayanlar olduğu belirtilirken, kimsenin bir zarar görmemesi ise teselli oldu.
NİŞANTAŞI’NDA ÇÖKÜŞ, ORHAN PAMUK’UN KAYGISI
Ancak geriye özellikle Nişantaşı sakinlerini rahatsız eden bir soru kaldı:
Sırada hangi bina var?
Bu soru aslında, o çevredeki bina sakinlerinin kaygısını yansıtırken
Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Orhan Pamuk’un yıllardır yaşadığı hukuki sürecin de özeti gibi…
Pamuk’un pek çok romanını yazdığı evinin de aralarında bulunduğu 9 dairesinin bulunduğu Cihangir’deki Taray Apartmanı için 2022 yılında “riskli yapı” kararı verildi.
Ancak apartman sakinleri arasında görüş birliği sağlanamadı.

TARAY APARTMANI İÇİN YIKIM KARARI
Bir grup güçlendirme isterken, Pamuk’un da içinde yer aldığı taraf binanın yıkılıp yeniden yapılmasının daha güvenli olacağını savundu.
Tartışma mahkemeye taşındı. Yıllar süren hukuk mücadelesinin ardından mahkeme bu yılın mart ayında güçlendirme talebini reddetti ve 53 yıllık apartmanın yıkılmasının ve yeniden yapım sürecinin önünü açtı.
Hatta bu süreçte Cihangir’deki evini boşaltan Orhan Pamuk, Nişantaşı’nda daha güvenli bulduğu başka bir eve taşındı.
Bu dava, aslında bir apartmanın davası değildi.
İstanbul’daki eski bina stoğunun ne kadar fazla olduğunu gösteren bir davaydı.
Çünkü bu şehirde her eski apartman yalnızca betonarme bir yapı değildir.

HATIRALARI GERİDE BIRAKMANIN CESARETİ
Hele Orhan Pamuk’un Nobel’e uzanan yazı yolculuğunun en önemli hatıralarından biridir o ev…
Bir bayram sabahı hatırasıdır.
Anne, babanın hatta büyük annelerinin büyük babaların seslerinin yankılandığı duvarların konuşabildiğini en iyi bir yazar bilir değil mi ?
Orhan Pamuk’un romanlarını okuyanlar hisseder zaten yazdığı satırlardaki özlemi…
Pamuk’un kahramanları sokaklarda yürürken aslında hatıraların içinde dolaşırlar.
“İstanbul: Hatıralar ve Şehir”de Nişantaşı yalnızca bir semt değildir; değişen İstanbul’un, kayıp giden aile hayatının, yok olan hatıraların hafıza mekânıdır.

“Masumiyet Müzesi”nde de eşyalar kadar apartmanlar, pencereler ve sokaklar geçmişi bugüne bağlayan sessiz tanıklardır.
Sadece Nişantaşı, Cihangir değil
İstanbul’un pek çok yeri eski binalarla doludur: Şişli, Beşiktaş, Üsküdar, Kadıköy, Bakırköy ve diğerleri…
Elbette burada yaşayan insanlar hatıralarını bırakmak istemiyor…
Fakat değişmez bir gerçek ortada duruyor:
Binalar da insanlar gibi yaşlanıyor
Ve ihmal edilirlerse çöküyorlar…
İçinde kimse yaşıyor mu yaşamıyor mu demeden, ansızın çöküyorlar…

Bir tarafta anılar, diğer yanda ürperten raporlar; bir tarafta çocukluk, diğer tarafta deprem kaygısı…
Orhan Pamuk, o evdeki onca hatırasını bu yüzden geride bırakmayı göze almıştır herhalde…
Ve yazar öngörüsüyle hatıraların kaybolması pahasına ‘önce can, önce insan’ diyerek apartmanın yıkılması kararının destekçisi olmuştur.
Orada yaşayanlar için hayırlı olsun…
Ama aynı durumdaki yüz binlerce İstanbullu için vakit daralıyor.
Onların elinden hatıralara sarılıp, beklemekten başka bir şey gelmiyor…
patronlardunyasi.com